Depresyondayım, Unutuldum, Canım Sıkılıyor, Hayat çok Acımasız

Depresyondayım, Unutuldum, Canım Sıkılıyor, Hayat çok Acımasız

Burada ergenlik pedagojisi anlatmayacağım, belki biraz bahsederim. Size klozet nesil adını verdiğim 1990 sonrası doğan modernizmin kancasına takılan düşünme zorluğu çeken bir gruptan bahsedeceğim. Modern olmak, modernizm güzel bir kavram gibi algılansa da, modernizm insanları sevdiklerinden uzaklaştıran çalışma saatlerine, modaya uyma deyimiyle tek tip giyinmeye, sürekli bir rekabet ortamına sürükleyerek insanları insanlıktan uzaklaştıran süreçtir.
Şöyle klozet nesil kavramını da açıklamam gerekirse; 1990 sonrası doğan çocuklarda bir rahatlık gözükmektedir, sevgilisinden ayrılır, eline iğne batar, yolda yürürken bile en küçük bir durumda depresyondayım ya da hayat çok acımasız moduna girerler. Klozet burada yetiştikleri rahat ortamı anlatmaktadır. Bu neslin ebeveynleri belli zor şartlar altında yaşadıkları için çocuğum zorluk çekmesin, benim çocuğum daha iyi büyüyecek diyerek çocuklarının eline iğne batmasın ben çocuğuma nasıl flüt alamam diyen anne babanın çocuklarıdır.Koşup oynadıktan sonra öksüren çocuk ‘astım başlangıcı’, okuma yazmayı zor söküyorsa ‘disleksik’, hüzünlüyse ‘depresif’, aşırı hareketliyse ‘hiperaktif’ diye nitelendirilmeye başlandı. Modernizm ile ortaya çıkan imkanlar, gerek rahatlık, hayat standartları ve eğitim sistemi ile yetişen nesli daha çok rehavete ve rahatlığa sürüklemiş durumdadır.
Şöyle ki çocuk sıcak rahat ortamda büyüyor, ananesi dedesi,halası, teyzesi vs sürekli bir ilgi ortamı içinde… ne isterse ayağına geliyor, bir yere gitmek isterse araba kapısının önünde, tuvalete gitmek istese öyle evin dışında filan değil ya da iki büklüm değil rahat rahat oturuyor elinde tablet oyun oynuyor rahatlıyor. Okul desen zaten git gel arkadaşlarıyla eğleniyor vakit geçiriyor. Bide bunların sisteme ayak uydurarak dünya için sisteme ayak uyduranları ders çalışanları var. Ben doktor, mühendis, avukat, ceo olacağım diye dolaşan bir grup. Peki bu çocuklara ne oluyor ders çalışanlar kişisel gelişim kitaplarındaki sen yaparsın güç senin içinde başaracaksın hedefler statü diye diye sisteme ayak uyduruyor şu lise şu üniversite diye çalışıyor çalışıyor.. Tüm varlığı dersler oluyor ve istediği bölüme öyle odaklıyor ki kendini kazanamayınca bütün hayatı bitmiş sanıyor kimisi intihar ediyor. Sisteme ayak uyduran diğer bir grup kişisel gelişim kitaplarında çok yer almayan yaşamın tadını çıkaran taraf. Tabi bu grup da rahat yetiştiği için ve sisteme ayak uydurduğu için sevgilisinden ayrılınca ya da yapacak bir şey bulamayınca depresyona giren canı sıkılan grup.
Tüm bunların sebebini modernizme bunun da ardında Kant ile birlikte biten felsefeye bağlıyorum.
Modernizm,insanları hem bir rahatlığa hem paranın hükmedici olduğu garip bir algıya, hem de rekabet, hırs kavramları ile birlikte düşünmeden hareket edip daha rahat daha hiyerarşik bir noktaya ulaşmaları için çabaları gerektiğini empoze etti.
Tüm bunların sebebi ise felsefe öldü. Bir felsefeci değilim klasik bir söz de vardır düşündüğün zaman felsefe yapmaya başlarsın. Şu an özellikle de 1990 sonrası doğan kişilerin bir hayat felsefesi ya da bir hayat amacı bulunmamaktadır. Hayat amacını doktor, mühendis olmak ya da belli bir hayat statüsüne belli sosyal konuma sahip olmak sananlar ise başaramayınca hayatın çok acımasız olduğunu söylemekte ya intihar etmekte, başaranlar ise daha fazla başarmak için dünyayı çevresini görmemekte sürekli bir hırs zincirinde körelmektedir. Yine hayata dair bir amacı olmayan başka bir grup ise önüne konulanı yeyip, nerde akşam orda sabah yaşayıp, önünde bilgisayarı dizisi oyunu ya da skype ta sevgilisi yaşayıp giden bir nesil. Yaşamak derken yapacak bir şey bulamayınca depresyona girerler. Zengin çocukları genellikle intihar etmektedir çünkü istedikleri bi çok şeye ulaşırlar ve canları sıkılmaya başlar yani istediğiniz statüde veya sosyal güçte olun hayat felsefeniz yoksa bunca rahat bir ortamda yetişip dünyayı görmüyorsanız canınız sıkılacak depresyona gireceksiniz.
Hayat felsefesi nedir? Hayat felsefesi tüm dünyada yaşananların farkına varıp, ölümü hak etmektir. Hayat felsefesi zengin olucam, doktor olucam, ya da banane yaşıyoruz işte demekle olmuyor. Sen kimsin senin dünyada olma sebebin ne seni diğer insanlardan ayıran nedir? Herkes para kazanıyor herkes öğretmen doktor vs bişey senin kalbindeki amaç ne ? Afrika’da insanlar 20 ile 40 yaş arasında ölüyorken sen 40 yaşından sonra yaşamayı onu da geçtim insanım demeyi ne kadar hak ediyorsun. Diyelim ki inanıyorsun ben Müslümanım diyebilmeyi ne kadar hak ediyorsun. Kavramları geçtim hadi Allah’ım bu dünyaya ben niye geldim derken ne kadar ciddisin. Şu an dünyaya geldin ve uzay boşluğunda salınıyorsun, nereye doğru ilerliyorsun, emekli olduktan sonra ölümümü bekleyeceksin peki ya ne zaman öleceksin, planlarını kurduğun bir hayatta ne kadar mutlu olabilirsin, sonuçlarını bildiğin için çabaladığın işlerde mutlu olamazsın mutluluk beklemediğin bir anda ya da düşük beklentiler sonrasında gerçekleşir, nasıl olsa öleceğim diye her şeyi boş veriyor musun, şu an yaşadığın rahatlığın farkında mısın, nasıl olsa öleceksin eyvallah da klozetin başında tabletinde oyun oynarken bunu söylemek ölümü hak ettiğini nasıl gösterebilir, eğer dünyada yaşıyorsan ve senin yaşadığın rahatlığın yüzde birine muhtaç milyonlarca insan varken sen zaten öleceğiz diyorsan at kendini camdan aşağı dünyada oksijene ihtiyaç duyan insanların hakkına girme. Hayat felsefeniz varsa siz varsınız yoksa canınız sıkılır depresyona girersiniz rahat batar…
Şu an can sıkıntısı sürekli depresyona girme sebebi hayat felsefeleri olmaması hayattaki sebeplerini ölümle değil dünyayla sınırlandırmış olmaları, rahat içinde gerçekliğin dünyanın farkında olmayıp önüne konulan yolda gidiyor olmaları.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *