Serenity

Firefly den sonra filmini izleyerek akıllardaki soru işaretlerini tamamlamış olduk.. Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz

Adana 01

Profesyonele göre kötü amatöre göre on numara dizi, 2. sezon biraz daha amatörlüğü üzerinden atıyor. 30-40 dakika arasında bölümler olduğu için bir iki gün ayırarak Türkiye’de neler oluyor görmenizi sağlayan bir dizi olmuş. Hatta insanlar ürkmesin diye biraz daha kibar bile yapmışlar. Bol cinayetli olması da dikkati çekmiş olmasına rağmen ulan bu adam ölmesin be dediğimiz adamlar da ölmedi bir game of thrones tarzı sarsıcı bir ölüm yoh yani. Bu tipik uyuşturucuya karşıyız kafası pek olmamış, bunu kullanan dizilerden yeterince bıktık sanki. Böyle bir sorunun olduğunun farkındayız bunun dizide yansıtmakta sorun yok aksine olmaması iyi olmazdı fakat tipik Türk dizisi şeklinde işlenmesi olmadı. Adamlar zaten ot içene bir şey de demiyorlar tahminimce, bu kadar uyuşturucu ticareti dönerken süpermen misiniz amk diyor insan da e adamların amacı da süpermenlik zaten. Tek bilmeniz gereken ve ailelerin de izlemesinin istediğim ve bu dizi bağıra bağıra ülkenin sokaklarını anlatıyor izleyin genel kültür olsun diye izleyin derim. Bazı tipler diziye çok iyi gitmişken bazı tipler de acayip sıyrıtıyor amma yapacak bir şey yok adamlar uğraşıyor

Devrimden Sonra Sosyalist Türkiye

Oynayan adamlar profesyonel filmin işleyişi iyi bi bakılabilir. Daha çok belgesel olmakla hikaye olmak arasında kalmış bir film. Fazla iyimser olmuş be baba hikaye kısmının aşağıdan yukarıdan bir tutar yanı yok harbi sosyalizm bir ütopya abi dedirtiyor sürekli bir hayallerin gerçekleşmesi üzerine işlenmiş ha kötü olmamış bazı noktalarda tutarı var fakat bu kadar iyimserlik ve ütopik yaklaşım gerçekçilikten uzaklaştırıyor. Sosyalizmin ve içindeki insancılığın eşitliğin ve birlikteliğin ruhunu Türkiye’de yansıtılıyor olma düşüncesi ve nasıl olur acaba diye bir düşünmeye teşvik etmesi başarılı keşke bu başarı bu iyi oyuncular ve hikaye ile daha tat verici ve gerçekçi ele alınmış ve içinde daha etkileyicilik barındırmış içine bizi de katabilseydi vesselam Türkiye’de bu filmlerde varmış Yılmaz Güney filmlerinin ardından belgesel filmi tadında bir sosyalizm anlayışı

Kriz Bizim İşimiz – Our Brand Is Crisis

Dostuna yakın ol düşmanına daha yakın… teması olsa da Amerikan vari söylem ile algı yönetimini insanları nasıl kullandıklarını ve halkın salak bi kitle olduğunun göstergesi bir film. Politakının nasıl bir şey olduğunu bariz ortaya koyuyor. Günümüzde herhangi bir ülkedeki siyasilerin seçim yarışları ve politik söylemlerine baktığımızda bizi nasıl kandırdığının sinemada sunulmuş hali.
Amerika gibi hem tanınan hem de büyük emperyal olan bir ülkenin söylemlerinin dünyada nasıl yankılandığı, halkla ilişkiler, politika bazında dünyada dönen oyunlar küçük ülkelerin hiç bir zaman büyütülmek istenmeyeceği gibi kanıtlarla dolu bir film.